Farklı Bir Yarına Uyanamamak

Her gün bir öncekinin neredeyse aynısı gibi yaşanıyor.

Günler geçtikçe rutinin dışına çıkacak davranışları varlığım kabul etmiyor sanki. Sabah gözlerimi açtığımda farklı bir şeyler yapmaya dair fikirlerim, bir önceki güne nasıl başladıysam bugün de aynı eylemleri yaptığım sırada kaybolup gidiyor.

İçinde bulunduğumuz karantina sürecinin en belirsiz yanı insanın kendisine fazla maruz kalması. Evet, insanın fiziksel, bilişsel ve duygusal varlığını sorgulaması için vaktinin olması bir lüks olarak görülebilir. Ve çoğu kişi tarafından da olumlu olarak nitelendirilebilir. İnsan evriminin en çarpıcı gelişmelerinden birisinin de üstbilişsel düşünebilme yapabilmesi olduğu biz, üç beş kitap okumuş çok bilmişler tarafından söylenebilir.

Bugünün dünden, yarının bugünden farklı olmaması yalnızca karantina süreci için geçerli değil aslında. Normal şartlarda, karantina süreci öncesinde, yoğun ve stresli geçen çalışma saatleri, ev, yemek, kişisel bakım, arkadaşlıklar ve tabii uyku derken bunun farkına varmak pek mümkün olmuyor. Ya bu tempoda tükenmiş oluyorsunuz ya düşünmek için vaktiniz olmuyor ya da aklınıza hiç gelmiyor bile.

Ya da bu gündelik problemler varlığınızla yalnız kalmanızı engelliyor. Ve kendisiyle yüzleşmekten korkan insan, yapmak istemediği rutinlere içten içe daha da bağımlı hâle geliyor.

Pekala düşününce fark ediliyor, bunun aslında insanın varlığına dair beklentileri ve beklentileri karşılayamama durumundan kaynaklandığını.

Karantinada ev sınırları içerisinde yapılabilecek birçok etkinlik bulunmasına karşın ben de çoğu insan gibi gün içerisinde bu etkinliklerden en az enerji harcayacağım bir iki tanesini yapmakla meşgulüm. Ya da insanların benim gibi tembelleştiğine inanmak istiyor da olabilirim.

Ailemle yaşadığım zamanlardan kalan hoş bir alışkanlığa sahibim. O zamanlardaki kadar, bilhassa erken uyulması gereken küçüklük zamanlarımda, sık olmasa da hâlâ televizyon kanallarını gezerek sinema filmi aradığım oluyor. Ve denk gelip izlediğim filmler konusunda kendimi biraz şanslı da sayabilirim. İzlediğim filmlerden çoğu zaman pişman olmadım, tekrar tekrar da izlediğim onca film vardır. Geçtiğimiz günlerde de “Bugün Aslında Dündü” olarak Türkçeye uyarlanan 93 yapımı Groundhog Day’e denk geldim. Sürekli olarak istemediği bir güne uyanan bir hava durumu spikerini konu alan film, rutinleşme sürecine dair önemli mesajlar içeriyor. Ve ayrıca Türkçeye uyarlanmış ismi ve konusunun işlenişiyle sinema filmlerinin insanlara nasıl dokunabileceğini gösteriyor adeta.

Önce tekdüze hâle gelmiş günlerinden bir çıkış yolu bulamayıp, bu durumu varlığı ile bütünleştirip intihara kalkışması, kolay yoldan bu sıkıntıyı sona erdirme çabaları sonra rutini kabul edip içinde bulunulan duruma aldırış etmeme ve bencilce, kayıtsızca istediği her şeyi gerçekleştirmeye çalışması ekrana yansıtılıyor. İstemediği bir güne uyanmasının yanı sıra istediği bir günün nasıl olduğu konusunda da pek fikri yok başlarda. Ancak ne zaman rutinleşmiş hayatın, kendisini ve hayata olan sevgisini engellediğine dair farkındalık oluşturuyor, o zaman günlerini farklılaştırmak için adımlar atmaya başlıyor. Ve bu adımlar hayatında diğer alanlarda da başka olumlu sonuçları beraberinde getiriyor. Bu sürede tekrar tekrar yaşanan günlerde küçük küçük değişiklikler insan iradesinin gücüne işaret ediyor.

Bugün Aslında Dündü, imgesel doyum sağlama noktasında pek çok insanı içine çekebilecek durumda. Gerçek dünyada insan, ardı ardına uyandığı günlerin ötesinde hayaller kuruyor, içinde kaybolmuş olan potansiyelinin ayak izlerini arıyor. Film de hayatını devam ettiği çizgiden kurtaran ve birkaç adım ileriye atan karakteri göstererek izleyen insanların yarına dair umutlarını devam ettirmesine fayda sağlıyor.

Her film gibi Bugün Aslında Dündü’nün yarattığı havadan çıkıp bakıldığında ne yazık ki bir şeyler sönüyor: Ne yazık ki bizler hayatlarında daha köklü ve ani değişiklikler bekleyen insanlarız. Ve en büyük sıkıntı “bekliyor” olmamız.

Bunları da Okuyabilirsin:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir