Her Alanda Etkili Not Tutma: Cornell Tekniği

Gün geçtikçe iletişim kanalları gelişiyor ve seçenekleri artıyorken duygular, düşünceler, davranışlar, akımlar ve insana dair her şeyin evrenselleşmesi, Dünya’nın diğer uçlarına da ulaşması, daha kısa sürelerde gerçekleşiyor. Ve ortaya konan bilgi birikimi insanlık tarihinde geçmiş zamanlara kıyasla oldukça hızlı artıyor. Bunun sonucu olarak da insanlar sürekli güncellenen dünya gerekliliklerine de uyum sağlamak zorunda kalıyor. Başka bir motivasyon olarak da kişinin kendi meslek alanına dair doyum alma ve daha fazla kazanma ihtiyacı, kendisini rakiplerinden daha fazla ileri atma çabasına ve kendini geliştirmesine yol açıyor. Ve bu da artık insanların hayat boyu öğrenci olmaları anlamına geliyor. Son yıllarda çevrim içi eğitim ve sertifikalandırma süreçlerinin (Coursera, udemy gibi) rağbet görmesinin en önemli sebeplerinden birisi de bu.

Hayatın her aşamasında öğrenme sürecinin istenen verimde gerçekleşebilmesi için gerekli olan şey aktif olmaktır. Öğretici tarafından aktarılan bilgilerin öğrenci tarafından alınabilmesi için dinleme sürecinde zihnin aktif olması gerekmekte. Peki bir dersi, semineri, toplantıyı ya da konuşmayı aktif bir dinleyici olarak öğrenmenin en önemli parçası nedir? Aktif olarak not tutmaktır. Kulak ile işitilenlerin bir davranış olarak kağıda dökmek beyinde yeni bağların oluşmasına sebep olacak, yazdıklarınızla kağıtta oluşan görünümden görsel hafızanıza da kaydedilecek. Böylelikle ilerleyen zamanlarda bu bilgileri hatırlanması daha kolay olacaktır.

Continue Reading

Sosyal Sistemlerin Beyinde Yarattığı Değişiklikleri Gösteren Bir Balık: Astatotilapia Burtoni

Evrim Ağacı’nda yayınlanan bu yazım için alternatif bağlantı:

* Osman Başyurt, Evrim Ağacı, “Sosyal Sistemlerin Beyinde Yarattığı Değişiklikleri Gösteren Bir Balık: Astatotilapia Burtoni”,
http://www.evrimagaci.org/photo/tr/sosyal-sistemlerin-beyinde-yarattigi-degisiklikleri-gosteren-bir-balik-astatotilapia-burtoni
Bütün hayvanlar hayatta kalmak, sosyal ve fiziksel ortamlarında başarılı olmak amacıyla dâhil oldukları sosyal sistemler ile etkileşim içinde olmalılardır. Bu etkileşim karşımıza iki şekilde çıkar: rekabet ve işbirliği. Aynı türden hayvanlar eş bulma, besin alanını koruma gibi konularda rekabet ederken; tehlike oluşturan diğer türlerle mücadele gibi konularda işbirliği yaparlar. Bu iki olgu hayvanlarda toplumsal davranışları belirler. Bu açıdan bakıldığında psikoloji ya da etoloji fark etmeksizin davranışsal yelpazenin hem psikolojik hem toplumsal hem biyolojik bir bütün olarak ele alınması gerektiği anlaşılmaktadır. Bir davranışın biyolojik temellerini anlamak, davranışı sergileyen organizmanın ihtiyaçlarını ortaya koyacaktır.

Continue Reading

Korkunun Çekiciliği: Korkacağımızı Bile Bile Neden Korku Filmlerini İzleriz?

Evrim Ağacı’nda yayınlanan bu yazım için alternatif bağlantı:

* Osman Başyurt, Evrim Ağacı, “Korkunun Çekiciliği: Korkacağımızı Bile Bile Neden Korku Filmlerini İzleriz?”,
http://delta.evrimagaci.org/photo/tr/korkunun-cekiciligi-korkacagimizi-bile-bile-neden-korku-filmlerini-izleriz
 
Tanımsal açıdan baktığımızda korku, bir organizmanın yaşamını tehdit altında gördüğü zamanlarda ortaya çıkan tetiklemelerdir. Öyle ki tetiklemeler, psikopatolojik süreçler dışında,yalnızca gerçek bir tehlike ile karşı karşıya kalındığında ortaya çıkar. Bu noktada Christophe Andre’nin (2016) yaptığı korku ve alarm sistemi benzetmesi oldukça yerindedir: Bir araç veya ev alarmı hayal edin. Kilidin zorlanması gibi tehlike durumlarında bu alarm çevreyi uyandıracak kadar güçlü olmalıdır. Yeteri kadar dikkat çektikten sonra devre dışı kalmalıdır.

Continue Reading