Yeşil Bir Mutluluk

Koşa koşa koridoru geçiyor, annesiyle babasının odasına, evin en uzak köşesine gidiyor. Odaya girer girmez yatağa yönelip kafasını yastığa gömdüğü gibi birkaç saniyedir içinde tuttuğu yükü bırakıyor. Öhö öhö, öhö öhö! Tüm kuvvetiyle yastığı yüzüne bastırıyor. Ses içeri, evin diğer odalarına gitmemeli.

Öksürükleri dindi. Kalkıp gardırop aynasının karşısına geçiyor. Yüzünü inceliyor, kızarmış mı diye bakıyor. Öksürdüğünü ablasına, annesine hele babasına fark ettirecek hiçbir şey olmamalı. Eğer kızardıysa bir süre daha odadan ayrılmamalı. Kızarıklık yok, içeri geri dönebilir.

Aynı şekilde, koşarak oturma odasına giriyor tekrar. Oyun oynuyor sansınlar, içeri neden koşup gittiğinden şüphelenmesinler. Akşam yemeği telaşı anne için. Baba duvar kenarındaki kanepeye yatmış, göbeğinin üzerinden zor görülen televizyona bakıyor, abla kalorifer peteğinin yanında, köşede ödevlerini yapıyor. Bir ses beliriyor arkasında. Annesi. “Oğlum dolaşma ayağımın altında!” Sonra bir cümle daha, bu sefer diğerlerine: “Hadi masaya, yemek hazır!”

Continue Reading