Sana Aşkı Yakıştıran Benim

Özgürlük kişinin iradesine olan saygıdır. Ölümün mutlaklığı karşısında bir antitez gibi yükselir adeta. Biz ölümlüler ölümün aninden karşımıza çıkacak olmasının yarattığı tedirginlikle özgürlüğün güven veren kanatlarına sığınmaya çalışırız. Bu süreçte özgürlüğü mutlak bir olumlu olarak genelleriz aslında. Ancak nasıl ölümün mutlaklığı bizim onunla başa çıkabilmemiz adına farklı yollar denememize yol açıyorsa; özgürlüğün de en mutlak olduğu noktada hiçbir bağlantıyı bu denli temele almayışı da bireyi korkutur. Tıpkı ölümde olduğu gibi özgürlük de kaygı ile kardeştir. Bizler ancak bu kaygıyı hissedebildiğimiz derecede kendimizi yapılandırabiliriz. Özgürlük bireyin yaşamını bilinçli olarak kendisi tarafından belirlenmemiş özelliklerle çevrili olduğunu fark etmesi açısından kaygı ile bağlantılıdır. İnsan aklı, yaşamının birer parçası olan bütün detayları yaratmak ve kontrol etmek üzerine kuruludur. İşte tam bu noktada özgürlüğün yarattığı kaygı ortaya çıkar: Bizler bilinçli de olsa açıkça bir yapı yaratan ya da arayan bir bağlama sahibiz ve ilişkilerin ve temellerin reddedildiği mutlak özgürlükten kaçınırız.

Continue Reading